Heybeliada
İstanbul’un kıyısında saklı bir huzur arıyorsanız ilk hedefiniz burası olmalı. Bazı yerler vardır, haritada bir nokta olarak görünse de insanın ruhuna dokunur,
Heybeliada da tam öyle bir yer, adı duyulduğunda ilk çağrıştırdığı şey “sessizlik” ve belki de “nostalji” olur. Peki nerede bu ada, öncelikle şunu düzeltmekte fayda var, Heybeliada, sanılanın aksine Çanakkale’ye değil İstanbul’a bağlıdır. Marmara Denizi’nde, Prens Adaları’nın en yeşili, en yaşanası olanıdır, yani Büyükada’nın komşusu, ama daha az kalabalığı, daha çok doğası ile öne çıkar. İstanbul’un Kadıköy veya Kabataş’tan vapura binip, denizin üzerinde hafif hafif süzülerek yaklaşık 40-50 dakikada ulaşabileceğiniz bir yerdir Heybeliada. Havalimanına yakın mı diye sorarsanız, Sabiha Gökçen’den hareket ederseniz ulaşım biraz daha kolay olur, ancak yine de bir kara, deniz bağlantısı gerekir. Tam anlamıyla şehrin içinde ama şehirden çok uzak hissi yaşatır insana. İsmi neden Heybeli, rivayet o ki, ada uzaktan bakıldığında iki tepe arasında bir çöküntüyle heybe şeklini andırıyor. Kim bilir, belki de bir zamanlar gerçekten bir heybe gibi içini dolduran sırlar saklıydı orada, zamanla bu silüet, adanın kaderine ismini de yazdırmış. Ve her ne kadar büyüklük olarak Büyükada´nın gerisinde kalsa da, huzur ve doğallık açısından birçok kişinin ilk tercihi olmayı başarıyor.
Heybeliada Nasıl Bir Yer, Ne Yapılır
Adada arabalar yasak, motorlu taşıt yasak kısacası, sadece bisikletler, faytonlar (şimdi yerini elektrikli araçlara bıraktı) ve yürüyen ayaklar var. Bu da zaten Heybeli’yi farklı kılan en büyük detaylardan biri. Sabahları kuş sesleriyle uyanmak, akşamları iyot kokusuyla dalıp gitmek, bilhassa İstanbul’un karmaşasından kaçmak isteyenler için ideal bir mola noktası.
Heybeliada’da işletme var mı diye sorarsanız, evet, fakat Büyükada kadar ticari değil, kafe, restoran, butik otel gibi temel ihtiyaçları karşılayan yerler mevcut. Hatta biraz araştırma yaparsanız, deniz kenarında salaş ama lezzetli balık restoranlarına ya da arka sokaklarda saklı kalmış ev yapımı tatlılar sunan pastanelere rastlayabilirsiniz. Turistik bir yer olmasına rağmen, ticari bir koşuşturmadan uzak kalmayı başarmış ender noktalardan. Pahalı mı, bu sorunun cevabı biraz da beklentinizle doğru orantılı, günlük masraflarınızın büyük kısmını vapur ücretleri ve yeme içme oluşturur. Elbette turistik olduğu için yaz aylarında fiyatlar artar, ancak hala İstanbul içinde bu kadar doğaya yakın olabileceğiniz en uygun seçeneklerden biri. Büyük oteller ya da zincir markalar bulamazsınız; ama samimi pansiyonlar, nostaljik köşkler ya da sade evler sizi misafir eder.
Heybeliada’da Nerede Konaklanır
Heybeliada deniz ve doğadan ibaret de değildir tabi ki, ruhban okulu, Sanatoryum kalıntıları, İsmet İnönü’nün evi gibi kültürel noktalar da adaya değer katan unsurlar arasında yer almaktadır. Hatta edebiyatla ilgileniyorsanız, birçok yazarın eserlerinde Heybeli’ye dair satırlar bulabilirsiniz, turizm açısından popüler ama aşırı ticari değil, bu da onu hem gezilecek bir yer, hem de yaşanacak bir yer haline getiriyor. Türkiye’de tanınmış mı, kesinlikle, ancak ünü sessiz sedasız yayılmış bir yer Heybeli. Büyükada gibi her mevsim dolup taşmaz ama özellikle bahar aylarında İstanbul halkının uğrak noktası haline gelir, baharla birlikte açan çiçekler, ada yollarını saran iyot ve yasemin kokusu, hele de sabah serinliğinde yapılan uzun yürüyüşler. Gerçekten bir terapidir burada zaman geçirmek. Her ne kadar Heybeli doğallığıyla ön planda olsa da, çevresinde konaklama açısından farklı alternatifler bulmak mümkündür. Özellikle İstanbul’a yakın tatil yapmak isteyen aileler, arkadaş grupları ya da balayı çiftleri için adaya kısa mesafede bulunan
kiralık havuzlu villa seçenekleri, hem doğanın hem de konforun tadını aynı anda çıkarma imkanı sunuyor. Deniz manzaralı, bahçeli, sakin ve gözlerden uzak bu villalar, şehirden kaçıp birkaç gün nefes almak isteyenlerin favorisi olabilir.